
19202026Aynı sokak, yüz yıl arayla: Büyük Hendek Caddesi ve Galata Kulesi. Çizgiyi sürükleyin.
İstanbul'un çarşıları onu sesinden tanırdı.
Boyu bir buçuk metreyi geçmezdi; yana yatık fesinde mevsim ne getirdiyse o açardı: baharda bir sümbül, yazın bir gül, bazen bir dal fesleğen.
Adı Hasan Bey'di. Ama İstanbul ona her kapıya bıraktığı o dilekle seslenirdi: Pazar Ola Hasan Bey.
Ne serveti vardı ne makamı; elinde avucunda yalnızca bir dilek...
Pazar ola, bakkalbaşı. Pazar ola, kahvecibaşı.
Esnaf bu sözü uğur sayardı. Şehrin en dar günlerinde bile, onun uğradığı dükkânda yüzler aydınlanırdı.
Ve bu topraklarda güzel bir dilek ayakta karşılanmazdı:
bir tabure çekilir, cezve ocağa konur, köpüğü bozulmadan bir fincan kahve önüne konurdu.
Ondan bize bir fotoğraf kaldı; elinde yine bir fincan kahve.
Fesindeki çiçek çoktan soldu, çarşılar başka çarşılara döndü.
Ama o fincan soğumadı.
Hasan Bey dileğini kapı kapı taşırdı; bugün o fincan ülke ülke dolaşıyor.
Espressolab olarak, yüzyıllardır yaşattığımız Türk kahvesi kültürünü bugün yirmi iki ülkede gururla tanıtıyoruz.
Çünkü kahve, geçmişten geleceğe taşıdığımız ortak bir kültür; her fincanda aynı dilek: Pazar ola.
Aynı kahkaha, dört farklı bakış. Birini seçin; storyboard o yönde açılır.
Ana öneri: 35 mm sinema gerçekliği.
Karlı Beyazıt'ta çarşı onu sesinden tanır; fesinde mevsimin çiçeği.




Çarşı ona seslenir; onun sermayesi tek bir söz.






Güzel söz kapıda bırakılmaz: tabure çekilir, cezve ocağa sürülür.




Ondan bize bir fotoğraf kalmış; fesindeki çiçek solmuş.


Çarşılar başka çarşılara döndü; o fincan hâlâ sıcak.



Kapı kapı dolaşan dilek, bugün ülke ülke.



Her fincanda aynı dilek.

İşgal yıllarının yorgun İstanbul'u uyanır. Yorgo'nun dükkânı bomboş. Çarşıya küçük bir adam girer.








Hasan Bey dükkân dükkân selam verir. Boş dükkâna “Pazar ola!” der, arkasından günün ilk müşterisi girer.












Kulenin dibindeki kahvehane; bugün Espressolab Galata'nın olduğu bina (Büyük Hendek Cd. 9). Tabure çekilir, cezve ocağa sürülür, fotoğrafçı anı yakalar.










O an gerçekten kaydedildi: 1925'te Haftalık Mecmua'nın kapağı. Bugün aynı fotoğraf bir kitabın sayfasında.






Aynı sokak, aynı bina, yüz yıl sonra: Espressolab Galata açılır. Nuri Amca “Pazar ola!” der, kahvesini tezgâhtan alır, eski dostlarının masasına geçer.









Aynı ikram, aynı gülümseme; dünyanın dört bir yanında.






Fincanın yanında bir dal fesleğen: Hasan Bey'in fesindeki çiçeğe selam.



İşgal yıllarının yorgun İstanbul'u uyanır. Yorgo'nun dükkânı bomboş. Çarşıya küçük bir adam girer.








Hasan Bey dükkân dükkân selam verir. Boş dükkâna “Pazar ola!” der, arkasından günün ilk müşterisi girer.












Kulenin dibindeki kahvehane; bugün Espressolab Galata'nın olduğu bina (Büyük Hendek Cd. 9). Tabure çekilir, cezve ocağa sürülür, fotoğrafçı anı yakalar.










O an gerçekten kaydedildi: 1925'te Haftalık Mecmua'nın kapağı. Bugün aynı fotoğraf bir kitabın sayfasında.






Aynı sokak, aynı bina, yüz yıl sonra: Espressolab Galata açılır. Nuri Amca “Pazar ola!” der, kahvesini tezgâhtan alır, eski dostlarının masasına geçer.









Aynı ikram, aynı gülümseme; dünyanın dört bir yanında.






Fincanın yanında bir dal fesleğen: Hasan Bey'in fesindeki çiçeğe selam.



İşgal yıllarının yorgun İstanbul'u uyanır. Yorgo'nun dükkânı bomboş. Çarşıya küçük bir adam girer.








Hasan Bey dükkân dükkân selam verir. Boş dükkâna “Pazar ola!” der, arkasından günün ilk müşterisi girer.











Güzel söz kapıda bırakılmaz: tabure çekilir, cezve ocağa sürülür. Bir sokak fotoğrafçısı anı yakalar.










O an gerçekten kaydedildi: 1925'te Haftalık Mecmua'nın kapağı. Bugün aynı fotoğraf bir kitabın sayfasında.






Espressolab sabah açılır. Günün ilk müşterisi yakasında çiçekle gelen küçük bir ihtiyardır: “Pazar ola!”







Aynı ikram, aynı gülümseme; dünyanın dört bir yanında.






Fincanın yanında bir dal fesleğen: Hasan Bey'in fesindeki çiçeğe selam.



1912–13 İstanbul otokromlarından ölçülen yumuşak, serin gün ışığı; kısık renk, tek sıcak vurgu fes ve bakır.
Espressolab'ın kendi filmindeki pencere ışığı ve sıcak-nötr ton; kırmızı yalnız marka işaretinde ve Kütahya fincanda.
Aynı dünya, daha yumuşak ve resimsi: sıcak toz tonları, dağılan ışık.